ORUCUN FARZLARI, FİTRE İLE İLGİLİ BİLGİLER VE ORUÇ TUTARKEN DİKKAT EDİLECEK BAZI HUSUSLAR


"NİCE ORUÇ TUTANLAR VARDIR Kİ, AÇLIK VE SUSUZLUKTAN BAŞKA BİRŞEY ELDE ETMEZLER." (HADİS)

Bugün 01 Eylül 2008. Miladi yeni bir ay, yeni bir iş günü.

Bugün yine 01 Ramazan 1429. Hicri yeni bir ay. Ayların en kutsalı. Zaman hızla akıp gidiyor. Belki önümüzdeki yıllarda 2010'larda 2012'lerde 2020'lerde birileri bu yazıları okuyacak. "Vay be" diyecekler "Zaman ne çabuk geçermiş." Evet en keskin kılıç zaman. Sürekli işliyor. Durmuyor , yorulmuyor, biriktirilmiyor. Keşke olsa. Mesela 20'li yaşlarımızdan iki sene tasarruf etsek. Sonra bir anda altmışlı yaşlarımıza gitsek. Bir yıl altmışlı yaşlarımızı yaşayıp, o yaşlardaki sıkıntılarımızı görsek. Bir tecrübe olsa. Sonra yine normal yaşımıza dönsek ve almışlı yaşlar için şimdiden birşeyler yapsak.

Ne mümkün? Ama bir ipucu var elimizde çok şükür. 60'lı yaşlarına gelmiş insanların halini görüyor ve başımıza benzer şeylerin geleceğini düşünüp tedbir alıyoruz. Alabildiğimiz kadarıyla tabi.

Geçen hafta Ramazan ayı ile ilgili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (Sav)'ın sözleri ile orucu bozan ve bozmayan şeylerden bahsetmiştik. o yazıyı okumak isteyenler buraya tıklasınlar.

Bu haftada Orucun Farzları, Fitre ve Oruç Tutarken Dikkat Edilecek Hususlardan bahsedeceğiz. Tabi bahsedeceğiz derken benim bu konularda fazla bilgim yok. Güvenilir kaynaklardan okuduğum bilgileri buraya aktaracağım.

Geçen hafta içinde 2009 için memurlara yapılacak zam konusunda hükümet ve memur sendikaları anlaşma sağladılar. Bu konuda da sol üst sütundaki "Güncel Duyurular" linkine tıklayıp orada yer alan açıklamaları okuyabilirsiniz.

Şimdi Orucun Farzlarından başlıyalım :

ORUCUN FARZLARI :

Bir ibâdeti yaparken, o ibâdetin farzlarını, vaciplerini, sünnetlerini, mekruhlarını ve müfsitlerini, yani bozan şeyleri de bilmek gerekir. Bunlar bilinmezse, yapılan ibâdet sıhhatli olmaz. Hatta öyle olur ki, ibâdet yaptığımızı zannettiğimiz hâlde, o ibâdet bozulmuş, ibâdet olmaktan çıkmış olabilir.

Bunun için orucun farzlarını, mekruhlarını ve müfsitlerini, yani orucu bozan hâlleri ve bozmayan şeyleri iyi bilmek lâzımdır. Orucu bozmayan, fakat sevabını azaltan şeylerden de kaçınmak lâzımdır. Orucun farzı üçtür:

1- Niyet etmek.

2- Niyeti, ilk ve son vakitleri arasında yapmak.

3- İmsaktan güneşin batmasına kadar olan zaman içinde orucu bozan şeylerden sakınmaktır.

Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

“Beş şey orucun sevabını giderir: Yalan, nemîme (yani söz taşımak), gıybet, yabancı kadına şehvetle bakmak ve yalan yere yemin.”

“Bir kimse, Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilir, vazife bilir ve orucun sevabını, Allahü teâlâdan beklerse geçmiş günahları affolur.”


Demek ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevap beklemek lâzımdır.



ORUÇ TUTARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARDAN BAZILARI :

Oruç tutarken, dinimizin diğer emirlerine de dikkat edilmelidir. Dikkat edilmezse, tutulan orucun sevabı azalır veya yok olur. Oruçtan ve diğer bütün dinî emirlerden maksat; salih bir insan olabilmektir. Oruç tutan kimse, kötülük işlemeye devam ediyorsa, oruçtan beklenen faydanın elde edilmesi çok zordur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Nice oruç tutanlar vardır ki, açlık ve susuzluktan başka birşey elde etmezler.” Oruçtan beklenen yüksek faydaya kavuşabilmek için:

1 - Gözü, faydasız şeylere, harama bakmaktan; kalbi, meşgûl eden ve iyi işlerden alıkoyacak hususlardan korumalıdır.

2 - Dilini yalan, gıybet, koğuculuk gibi kötü işlerden alıkoymalıdır. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

“Oruç, bütün kötülüklere kalkandır. Oruçlu kimse cahillik edip de kötü söz söylemesin! Şayet birisi kendisiyle itişip-kakışmak isterse, ‘Ben oruçluyum’ diye mukabelede bulunsun!”

3 - Gıybet edenle dinleyen, günaha ortak oldukları için, haram şeyleri dinlemekten kulağı muhafaza etmelidir.

4 - Gözü, dili, kulağı kötülüklerden koruduğu gibi, diğer uzuvları da haramlardan ve şüphelilerden korumak lâzımdır.

5 - Sahurda, kuvvetli gıdalar yemekte sakınca yoksa ise de, iftar vakti tıkabasa yiyerek mideye zarar vermek doğru değildir.

6 - İftar vakti; “Acaba tuttuğumuz oruç kabul edildi mi?” diye düşünüp korkmalı ve orucun kabul olması için Allahü teâlâya yalvarmalıdır. Ramazanda çok istiğfar söylemeli, Kur’ân-ı kerîm okumalı ve dinini, doğru yazılmış ilmihâl kitaplarından öğrenmelidir.

FİTRE HAKKINDA BİLGİ :

İhtiyacı olan eşyadan, borçlardan fazla olarak, zekât nisâbı kadar malı ve parası bulunan her Müslümanın, Ramazan ayında Bayram namazına kadar fıtra vermesi vaciptir. Seferde olanın da fıtra vermesi lâzımdır.

İhtiyaç eşyası demek; kıymeti ne kadar çok olursa olsun, bir ev, bir aylık yiyecek, her yıl üç kat elbise, çamaşır, evde kullanılan eşya ve aletler, binecek vasıtaları, meslek kitapları ve ödeyeceği borçlardır. Ticaret için olmayan, ihtiyacından artan eşya, kiradaki evler, evindeki süs eşyası, sanat ve ticaret aletleri, yere serili olmayan halılar, kullanılmayan fazla ev eşyası, fıtra ve kurban için nisâb hesabına katılır.

Fıtra olarak; 1750 gr buğday veya buğday unu, 3.5 kilo arpa, hurma veya kuru üzüm verilir. Bunların kıymeti kadar altın veya gümüş de verilebilir.

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nca 2008 yılı için Sadaka-ı Fıtr miktarı, asgari ücret, geçim standardı, gıda fiyatları gibi kriterler ile bir kişinin bir günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak 6 YTL olarak belirlenmiştir

***

Sitemize yeni yazı 07 Eylül 2008 Pazartesi günü eklenecektir. (01 Eylül 2008)

BU KATEGORİDEKİ DİĞER YAZILAR